Hicret Öncesi Müslümanlar

Son Güncelleme: 30 Mayıs 2012 - 5:08 0 Yorum Yazar:

kütüphane 1Hicret Öncesi Müslümanlar :

İnsanlığa saadet ve mutluluk sunmak için bir hayat nizami olarak gönderilen İslam dini, müşriklerin kinini artırmıştı.

Nefsinin ve arzularının esiri bu insanlar saltanatlarının ellerinden çıkacakları korkusuyla İslam’a ve Müslümanlara akıl almaz saldırıda bulunuyorlardı. Bu saldırıyı o kadar ileri götürmüşlerdi ki, İslam dininin tebliğcisi Hz. Peygamber (s.a.v.)’i dahi incitmişlerdi.

Bir defasında devletin ileri gelenleri Kabe’de toplanmış konuşuyorlardı: “Bu adama sabrettiğimiz kadar hiç kimseye sabretmedik. Fikirlerimizi gücümsedi, aramıza bölücülük soktu, milli değerlerimizi hiçe saydı, propagandasını yaptığı fikirleriyle, devletimize anarşi soktu. Devletimiz için ciddi bir tehlike arzeden bu gericiye, mürteciye daha ne kadar sabredeceğiz? Yılan gibi daha küçükken kafasını ezelim!” Onlar bu şekilde konuşurlarken, Hz. Peygamber (s.a.v.) çıkageldi ve her zaman olduğu gibi, Hacerul-Esved’i selamlıyarak Kabe’yi tavafa başladı. Tam yanlarından geçerken, kendisine en ağır sözlerle hakaret etmeye başladılar.

Hz. Peygamber (s.a.v.) sesini çıkarmayarak tavafa devam etti. İkinci defa yanlarından geçerken aynı şekilde hakaret ettiler. Rasulullah (s.a.v.) tavafa devam etti. Üçüncü defa yanlarınca geçince, yine o ağır küfürlerle kendisine hakaret ettiler. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.v.) durarak onlara şöyle dedi: “Ey Kureyş! Beni duyuyor musunuz? Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim:  öyle bir şeyle emrolundum ve size geldim ki, hepinizi kılıçtan geçireceğim!” Bu sözlerden sonra kafirler korkudan sustular.

Ertesi gün Rasulullah (s.a.v.) aynı yerde tavaf ederken hep birden üzerine saldırdılar ve şöyle dediler; “Dün o şekilde konuşan ve ilahlarımızı inkâr eden sen misin?” Rasulullah (s.a.v.), “Evet, o sözleri söyleyen, sizin ilahlarınız tanımayan benim!” diye cevap verdi. Bunun üzerine hep birlikte Rasulullah’a vurmaya başladılar. Onlar bu şekilde işkence yaparlarken, Hz. Ebubekir (r.a.) geliverdi. Hz.Peygamber (s.a.v.)’i  onların elinden kurtararak şöyle dedi: “sadece, ´Rabbim Allah’tır` diyen bir adamı mı öldürüyorsunuz?” Bunun üzerine Mekke hükümetinin adamları, Rasulullah ve Hz. Ebubekir’i yaralar içinde bırakarak oradan uzaklaştılar.

Habeşistan’a Hicret :

Hz.Peygamber (s.a.v.)’in ashabı, sırf Müslüman oldukları için Kureyş’ten çektikleri işkencelerin artık tahammül edilemez oluşundan, Mekke’de müslümanca yaşamanın imkânsız hale gelişinden dolayı, Rasulullah’ın emri üzerine Habeşistan’a hicret ettiler. Böylece hicret dönemi başlamış oldu.

“Kendilerine zulmedildikten sonra Allah yolunda hicret edenleri , Biz dünyada güzelce yerleştireceğiz. Ahiret mükafatı ise elbette daha büyüktür. (kafirler bunu) bilmiş olsalardı.” (Nahl-41)

Habeşistan’a hicret eden Müslümanların sayısı seksen üç’e kadar çıktı.

Ekonomik ve Siyasi Ambargo :

Hz.Peygamber (s.a.v.)’in emri üzerine Habeşistan’a hicret eden Müslümanların, orada emniyete kavuşmaları, diledikleri gibi dini yaşamlarını sürdürmeleri; beri tarafta Hz.Hamza ve Hz.Ömer (r.a.ma)’in Müslümanlığı kabul etmeleri Mekkeli müşrikleri çileden çıkardı.

Bütün bu gelişmeler üzerine, Mekke hükümeti toplanarak Müslümanlara sosyo-ekonomik bir ambargo uygulamaya karar verdi. Bu karara göre; hiçbir şekilde Müslümanlarla temas edilmeyecekti. Ne onlardan kız alınacak, ne de onlara kız verilecekti. Müslümanlardan hiçbir şey satın alınmayacağı gibi, onlara hiçbir şey satılmayacaktı.

Putperest Mekke Şehir Devletinin hükümet kararı bir sahifeye yazılarak Kâbe duvarına asıldı. Bu çok sıkıntılı günler üç sene kadar devam etti.

I. ve II. Akabe Biatları :

Hz.Peygamber (s.a.v.) bütün engelleme ve baskılara rağmen senenin belli mevsimlerinde kurulan panayırlarda tebliğ vazifesini icra ediyordu. Çadır çadır, kabile kabile İslam’ı bütün insanlara anlatıyordu. Eğer on beş çadırdan terslenip kovulsa on altıncı çadıra girmekten geri durmuyordu.

Nihayet, Medine’den gelenlerden bir grup, merak ederek dinlemeye başladılar. Altı kişi oldukları rivayet edilen bu Medineliler İslam’ı kabul edip memleketlerine döndüler ve İslam’ı anlatmaya başladılar. Bir sene sonra, aynı mevsimde sayıları oniki kişi olan  Medineli Müslüman bir grup Hz.Peygamber (s.a.v.)’i görmeye geldi. Rasulullah (s.a.v.), onlarla gizlice buluştuktan sonra onlara biat ettirdi. Biat; teslimiyet, kayıtsız şartsız bağlılık demektir. Yapılan biatın metni şu idi: “Asla Allah’a ortak kimse tanınmayacak, hırsızlık yapılmayacak, zinâ edilmeyecek, evlâd öldürülmeyecek, hiç kimseye iftirada bulunulmayacak ve yalan söylenmeyecek; bunlara vefa gösterirseniz size Cennet vardır. Dediklerimden saparsanız, işiniz Allah’a kalmıştır.”

Medineli Müslümanlar, Hz.Peygamber (s.a.v.)’in dediklerini kabul ederek, ona biat ettiler.

Daha sonra Ensar olarak adlandırılan bu Müslümanlar bir sene sonra daha kalabalık olarak (yetmişbeş kişi) II. Akabe biatını gerçekleştirdiler.

İlginizi Çekebilecek Diğer Linkler:

Hicret Öncesi Müslümanlar ile Benzer Yazılar:

30 Mayıs 2012 Saat : 5:08
  GENEL

Hicret Öncesi Müslümanlar Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

------   İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR ------ ------------------------------------------------------- ------   SPONSOR BAĞLANTI ------