Huzur Sokağı’nda hayat var mı?

Son Güncelleme: 20 Eylül 2012 - 10:48 0 Yorum Yazar:

Huzur Sokağı 45.Bölüm Full İzleDizilerde neden türbanlı karakter tartışması yok ertesi hızlıca dizileştirilen Huzur Sokağı ilk bölüm sonrası önyargılı eleştirilerin hedef tahtasına oturtulmakta gecikmedi. Dizinin PR’ı için medyaya servis edilen sahneler ve haberler tetiklese de bu eleştirileri, iki saat boyunca ekranda kalan yerli dizilerin bir sahnesine bakıp geneli hakkında fikir sahibi olmak çok yanıltıcı bir durum.
Huzur Sokağı da uyarlama romanların akıbetinden fazlaca etkilenmiş bir dizi. Uzun yıllar ekranda kalsın diye yola çıkılmış, uzun dizi süreleri nedeniyle içi doldurulmakta zorlanan, sürekli sahne üretilmeye çalışılan, ilk bölümden zaman yorgunluğu yaşadığı açığa çıkan bir dizi.

Ne romandaki gibi 1970’li yılların yoksul ama kederden uzak huzurlu insanların yaşadığı bir yer Huzur Sokağı ne de 2000’li yıllarda karşılığı olan bir sokak. İçinde türbanlı karakterler barındırmasına rağmen ne mütedeyyin ne de muhafazakar bir hayat tarzı anlatılan. Gerçi anlatılan bir hayat da yok!

Bir Ramazan gününde başlamasına rağmen hikaye, gün ortası sokağa kurulan iftar sofrası birlik beraberlik içinde yaşayan mahalleli mesajı yanında Feyza ve Bilal’in ardı arkası kesilmeyen tesadüfi karşılaşmaları için düşünülmüş bir mekan sadece. Bir kısım mahallelinin ne kadar hoşgörülü olduğunun bir kısmının ise önyargılarının altını çizmek için Feyza ve arkadaşlarını sürekli mini eteklerle dolaştırmak sıra dışı bir aşkı anlatma niyetiyle yola çıktığını iddia eden diziyi sıradanlaştırmaktan başka bir şeye hizmet etmiyor.

Yıllarca sadece kapıcıların ya da yaşlı karakterlerin oruç tuttuğu, bayram namazının camide ayakkabıların çalınmasıyla senaryoya dahil olduğu dizileri eleştirirken; muhafazakar insanların yer aldığı hikayeden bir derinlik, bir farklılık, farkındalık bekliyor insan haliyle. Sözde ötekini anlamak, ötekileştirmemek niyetinde senaryo, ama ramazan, iftar, teravih, bayram diziye malzeme ediliyor, diğerini ötekileştirmek için kullanılıyor. Ramazan’ın ruhuna dair en ufak bir detay yok. Bazı sahnelerde yönetmenlerin ışık açıları için ne kadar titizlendikleri bilinirken iftar sofrası için birazcık özen beklentisi çok mu? Medyada çokça yazılan çizilen cami sahnesi meselesine hiç girmeyeceğim. O sahnede Feyza’nın şımarıklığının altı çizilmek isteniyor olabilir ama haddini fazlasıyla aşan bir sahneydi.

O iftar ve teravihten sonra Ramazan’ın orucun esamisi okunmadı dizide, hızlandırılmış bir şekilde bayrama ulaşıldı. Bayramda söz işini halledelim diyaloglarıyla bayramın yaklaştığı anlaşıldı. Zengin ve fakirlerin bayram mukayesesi için de gerekliydi bayram. Feyza’nın babası, kötü kalpli üvey annesi 10 yaşındaki küçük çocuğu bırakıp Bodrum’a gitti. Tamam bir kesim için hatta artık genişçe bir kesim için bayram demek tatil demek ama kimse de küçücük çocuğunu bırakıp tatile gitmiyor. Bu gidiş Feyza küçük kardeşini de yanına alıp Bilallere bayramlaşmaya gitsin diye tamamıyla üretilmiş bir sahne.

Bir bardak suda fırtına kopartılan iyiler hep başörtülü kötüler hep açık eleştirisine gelince. Tam ortadan bölünmeye sebep olan iyi kötü mukayesesine ben de karşıyım ancak bu eleştiriyi ilk bölümden yapmak için çok erkendi. Yaprak Dökümü’nden fırlamış gelmiş gibi görünen, kızının hayatını kâbusa çeviren anne iyi; birkaç hoppa davranışını peş peşe sergileyen Feyza kötü mü? Aksine Feyza’yı seyirci yadırgar endişesiyle fazlaca kolluyor senarist. O evde yaşayan duyarlı, gelenekten uzak büyümüş ama geleneklere hiç de yabancı olmayan bir Feyza var karşımızda ki Arakan’da yaşananlara kayıtsız kalamayan tek karakterdi.

Diğer dizilerde baş gösteren karakter zafiyeti Huzur Sokağı’nda da fazlasıyla mevcut. İnsanların karakterine bütünlük içinde bakamamak, iyiler kötüler diye sınıflandırmak, kusurlarını zaaflarını görmezden gelmek, yaşadıkları hayat içinde değerlendirememek sadece önyargıları doğrulayan şeylerin algılanmasına sebep oluyor seyircide.

Mahalleli tarafından sevilen nur yüzlü, engin bilgili, müezzin Sadi Hoca gibi karakterler kendine ne kadar yer bulur hikayede bilemiyorum ama bayram namazına gitmesi çok görülen Bilal’in sabah ve yatsı ezanlarını okuyup okumayacağını merak ediyorum. Mahallenin göz bebeği, annelerin damat adayı Bilal mütedeyyin kimlikten uzak bir görüntüde. Söylemleri yerinde, ağzı iyi laf yapıyor, ahlaki savları peş peşe sıralıyor, ama gözlerine hakim olamayan ilk görüşte Feyza ile flörtleşen bir Bilal var karşımızda.

Bilal ve Feyza arasındaki sıra dışı aşkı anlatmaya niyetli Huzur Sokağı, son iki sezonun çok izlenen Emir Feriha aşkından doğan boşluğa talipse, klişeler ile süslenmiş aşk üçgenlerini içinde barındıran pembe dizilerden bir adım öte gitmesini beklememek gerekiyor.

Huzur Sokağı’nda hayat var mı? ile Benzer Yazılar:

20 Eylül 2012 Saat : 10:48
  GENEL

Huzur Sokağı’nda hayat var mı? Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

------   İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR ------ ------------------------------------------------------- ------   SPONSOR BAĞLANTI ------