‘Kendimi siyahlar içinde bir ajan olarak hayal ediyorum’

Son Güncelleme: 26 Temmuz 2013 - 9:08 0 Yorum Yazar:

  • Anasayfa
  • ‘Kendimi siyahlar içinde bir ajan olarak hayal ediyorum’

pelin akil röportajGeçen sezon sona eren Suskunlar dizisiyle iyi bir çıkış yakalayan ardından Seksenler ve Osmanlı Tokadı gibi dizilerde rol alan Pelin Akil, müzik geçmişi ve oyunculuğuna dair HT Magazin’e samimi açıklamalarda bulundu.

Kadın erkek ilişkilerini de değerlendiren Akil, içinde ukde olarak kalan müziği aklından bir türlü çıkaramadığını gelecekte jazz, blues söylemeyi düşündüğünü söyledi.

– Televizyon dünyasında beğeniyle takip ediliyorsunuz ama daha önce müzikle ilgilenmiştiniz. Biraz o günlerden bahseder misiniz? İstanbul Üniversitesi’nde müzikal bölümünde okudum. Kendimi hep Broadway’da bir müzikalde oynarken görüyordum. Büyük hayaller peşindeydim. Adrenalinle karışık heyecanımı gördüğünde oradaki oyunculuk hocamız Şebnem Sönmez teşvik etti. Çok disiplinli bir çalışma sistemine sahipti. Herkese hakettiği kadarını verirdi. Hırslandırırdı ve müzikale başladım.

– Oyunculuğa attığınız ilk adım ‘Rent Müzikali’ diyebiliriz o halde.
Evet. Orada da çok zor bir rolüm vardı.

– Bir lezbiyeni canlandırmıştınız. Genelde bütün rolleriniz zor aslında.

Zor rolleri canlandırmak için özel bir emek gerekiyor. Ben seviyorum zor rolleri.

– İddialı bir karakteri canlandırmak üzerinizde bir stres yaratmıyor mu?
Nasıl bir karakteri canlandırırsam canlandırayım üzerimde stres oluyor. ‘Nasıl en iyisini yapabilirim’ diye fobi halini alıyor en başta. Oynayacağım rolle ilgili kimler neler yapmış bir araştırma içine giriyorum. Kitaplar okuyup; filmler izliyorum ama taklit maksatlı değil sadece fikir edinmek ve araştırmak için.

– Ne kadar süre alıyor bu role hazırlık aşaması?
Türkiye’de maalesef çok fazla vaktiniz olamıyor. Bazen bir ay bile geçmeden sete girebiliyorsunuz.

– Hayatın geneline ve oyunculuğuna dair planlı yaşar mısınız? Hedefleriniz var mıdır?
Hiç yok, yapmak istediklerim var ama çok belirgin hedeflerim yok. İnançlı olduğum için kadere inanan biriyimdir. ‘Su akar yolunu bulur’ diye düşünürüm hep. Hep hayırlısını isterim, hayırsız olacaksa olmasın.

PELİN TEKİN KİMDİR?

– Tutkularınız var mıdır? Oyunculuk sizin için bir tutku mudur?
Kesinlikle tutku, onun dışında ben heyecan seven biriyim. Dalgıcım. Sualtını görmek çok hoşuma gitti. Bir kere daldıktan sonra ‘Ben bu işi yapacağım’ dedim.

– Dalgıçlık tutkusu nasıl başladı sizde?
Ben ilk kez 4-5 sene önce dalmıştım. Kaş’ta dalgıç hocası Yusuf Hoca’yla tanıştım. İnsanlarla iletişimi harika olan bir insandı ve onu görseniz ‘Tam bir dalış hocası’ dersiniz. ‘Bu işin prosedürü nedir, nasıl olur?’ diye konuştum onunla. Çünkü normalde insanlar 4-5 metre dalıyorlar. ‘Kendimi daha çok nasıl geliştiririm?’ diye sordum. Sonra çift yıldız aldım, bir de ‘Rescue’ var onu da alırsam tam olacak.

– Hayatınızda müzik varken aklınızda oyunculuk yoktu. Peki şimdi oyuncuyken aklınızda başka birşey var mı ?
Aklımda hâlâ müzik var, müzikaller var. Ama ben jazz, blues söylemeyi çok seviyorum. Bu tarz burada ne kadar tutulur, ne kadar sevilir o biraz tartışılır ama ilerde kafam rahat olduğunda, ne kadar tutacağını düşünmeden belki bir şeyler yaparım diye düşünüyorum.

– Bir projeyi kabul ederken kriterleriniz nedir?
Aslında bir kriterim yok ama kendimi o dizide görüp göremeyeceğimi hayal ediyorum. İçime sinmesi lazım. Senaryo, kadro ve yönetmeni de önemli. Karakterin bana katacaklarını da dikkate alırım. Mesela Arka Sıradakiler’de çok uç bir karakterdim. Suskunlar’da keza öyle. Kurt Kanunu’nda ise o dönemin kadınını canlandırmak beni cezbetmişti. Seksenler ve Osmanlı Tokadı komediydi, orada esprili tarafımı sergileyebildim. Hepsi çok farklı, bana bir şeyler katabilecek karakterler.

– Yeni nesil oyuncular arasında kimleri beğeniyorsunuz?
Meryem Uzerli’yi beğeniyorum gözleriyle oynadığı için. Kıvanç Tatlıtuğ’u yol katettiği için beğeniyorum. Ve bir de Ezgi Mola var.

– En çok hangi yönetmenle çalışmak isterdiniz?
Henüz adını duyurmamış ama çok başarılı olan o kadar çok yönetmen var ki. Ama tanınmış olanlardan Nuri Bilge Ceylan, Ferzan Özpetek ve Yeşim Ustaoğlu’yla çalışmayı çok isterim.

– Hayatınızda karakterden ziyade hayal ettiğiniz bir senaryo var mı? ‘Önüme gelse de oynasam’ dediğiniz…
Aksiyon, polisiye tarzı bana yakıştırılan bir tarzdır, ben de çok isterdim heyecanlı bir senaryoda yer almayı. Kendimi siyahlar içinde bir ajan olarak hayal edebiliyorum.

– Sizi zorlayacak rol nedir?
Ben her role kafamı yorduğum için başta bir afallama durumu oluyor ama istediğime yakın bir başarıya ulaşıyorum. Kanser veya akıl hastası bir kızı oynamak beni zorlayabilirdi ama. Ya da ünlü birinin hayatı. Örneğin Edith Piaf.

– Dizi setlerinin şartlarının çok çetin olduğu söyleniyor. Çalışma saatleri ve koşullar yorucu. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Olumlu bir gelişme var mı?
Bu biraz yönetmen ve reji ekibiyle alakalı bir durum. İyi bir programlamayla bazı sıkıntılar çözülebiliyor ama maalesef bu şu an çözülmüş durumda değil. Başrol oyuncuları haftanın 5-6 günü 4 saat uykuyla çalışıyorlar. Birileri bunu en aza indirgemeye çalıştı fakat başaramadı. Bu zincirleme bir durum çünkü. Herkesin bu konuda uzlaşması ve birlikte hareket etmesi gerekiyor.

– Sektörde bazen tatsız şeyler yaşandığını biliyoruz. Sizi tedirgin eden ilişkiler vs. hiç yaşadınız mı?
Çok fazla hikâye duydum bununla ilgili ama benim başıma birşey gelmedi. Pis bir sektör ama bu biraz da duruşla alakalı. Reklam, diziye nispeten daha kaliteli, profesyonel ama oyunculukta böyle bir şey yok. Yönetmen olsun, reji ekibi olsun oyuncuya karşı ilgisiz, egolu. Şanslı olduğumu düşünüyorum şimdiye kadar hep huzurlu setlerdeydim.

– Kadın ve erkek yakın arkadaş olmaz demişsiniz geçmişte. Neden olmaz?
Kadınla erkeğin birbirine karşı bir şey hissetmemesi bana imkânsız geliyor. Mutlaka biri diğerinden etkilenir diye düşünüyorum. Ateşle barut yan yana durmaz. Kıskanç biri olarak erkek arkadaşımın ‘Çok yakınız’ diye tanıttığı bir kız arkadaşıyla samimiyetini gereksiz bulurum mesela.

– Kadının cazibesi fiziğinde mi yoksa beyninde midir sizce?
Harmanlansa güzel olurdu bence.

– Sizi en çok ne kızdırır?
Yalan. Asla tahammül edemem.

– Bir oyuncu olarak gündemi ne kadar takip edersiniz? Ne sıklıkla gazete okursunuz mesela?
Bir ara çok okuyordum. Sonra baktım psikolojim, sinirlerim bozulmaya başladı. Haber sayfaları, kadına şiddet, ölüm haberleri, cinayetlerle dolu. Okudukça eğitim sistemini eleştirmeye başlıyorum.

– Kadına olan şiddet son zamanlarda yükselişte.
Şiddet kadına oluyor ama medya kadınların yorumunu alıyor. Kadının fikri sorulacağına, mikrofonlar erkeklere uzatılsın. Onlar bu konuda ne düşünüyor, neler yapabilirler, onların fikri alınsın. Kadın bir şey yapamıyor işte.

– Kadına uygulanan şiddetin temelinde yine kadınların yattığını düşünüyorum. Anadolu’da anneler, erkek evladını ‘Erkek egemendir’ bilinciyle yetiştiriyor. Ona bu gücü kendi veriyor. Sizce de öyle mi?
Aslında hep derler, ‘Anne olmadan anlayamazsın’ diye o yüzden çok da fazla yorum yapamayacağım ama haklısınız tabii. Kadın kadının katili bir bakıma.

– Hiç yakın bir arkadaşınız, bir yakınınız veya sevgiliniz tarafından ihanete uğradınız mı?Evet çok uğradım, hâlâ uğruyorum. Ama çok çabuk unuturum, hafızam kötü şeyleri siler, kin tutamam.

‘Kendimi siyahlar içinde bir ajan olarak hayal ediyorum’ ile Benzer Yazılar:

26 Temmuz 2013 Saat : 9:08
  GENEL

‘Kendimi siyahlar içinde bir ajan olarak hayal ediyorum’ Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

------   İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR ------ ------------------------------------------------------- ------   SPONSOR BAĞLANTI ------