Osmanlı Dönemi Hakkında

Son Güncelleme: 31 Mayıs 2012 - 6:43 0 Yorum Yazar:

kütüphane 1OSMANLI DÖNEMİ: Osmanlı Beyliğinin kurucusu Türk-Bizans sınırı üzerinde yerleşik bir Türkmen boyudur. Beyliğin bulunduğu yer ve Bizans İmparatorluğunun güçsüz durumu on  dördüncü yüzyılda İslam dünyasının en güçlü devleti durumuna gelmesinin başlıca nedenleri arasındadır. 1402 yılında Timurlenk’in Yıldırım Beyazıt’ı yenmesi Osmanlı egemenliği altına giren beyliklerin yeniden bağımsız kalmalarına neden olmuş, aralarındaki birlik yeniden ancak on beşinci yüzyılda kurulabilmiştir. 

Fatih Sultan Mehmet 1453’te Bizans başkentini ele geçirince Osmanlı Devleti çağın en güçlü imparatorluğu konumuna yükselmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in öteki dinlere ve o dinlere bağlı kişilere gösterdiği hoşgörü kendisinden sonra gelen sultanlar arasında da bir gelenek olmuştur. İstanbul’un ele geçirilmesi ayrıca Ortodoks kilisesinin de Katolik kilisesine bağımlılığından kurtulmasına yol açmıştır. Öte yandan, Osmanlı ordusunun teknik üstünlüğü etkisini göstermeye başlamış, Selim I (1512-1520) Safavilerin şahı İsmail’i yenmiş (1514) ve Memluk Devletini ortadan kaldırmıştır (1517). Bu savaşlar sonunda Osmanlılar Anadolu’nun büyük bir bölümü yanında İslam dünyasında kutsal sayılan Mekke ve Medine’yi de topraklarına katmışlardır. 

Osmanlı, Sultan Süleyman (1520-1566) döneminde en parlak çağını yaşamıştır. Bu dönemde imparatorluğun sınırları Viyana’dan Basra Körfezi’ne ve Kırım’dan Kuzey Afrika’ya ve Habeşistan’a kadar uzanıyordu. İmparatorluk on yedinci yüzyılın ortalarına kadar toprak kazanmayı sürdürmüşse de 1683’te Viyana kuşatmasında ilk büyük yenilgisine uğramıştır. Yenilgilerin ve toprak kayıplarının bundan sonra süregelmesi nedeniyle Osmanlılar bir dizi yenilik çabalarına girişmişler, Rönesans’tan sonra büyük gelişmeler gösteren batı kurumlarını benimseme yolunu seçmişlerdir. 1773’te Mühendishane-i Bahr-i Humayun ve 1795’te Mühendishane-i Berri-i Humayun kurulmuştur. 

1839’da Tanzimat Fermanı’nın yayınlanması on yedinci yüzyılda başlayıp süregelen modernleşme akımı içinde en önemli evreyi oluşturur. Tanzimat reform dönemi, 3 Kasım 1839’da Mustafa Reşit Paşa’nın Tanzimat Fermanı’nı Gülhane Parkı’nda okumasıyla başlamıştır.

Tanzimat Fermanı Türkiye için çağdaş uygarlık yoluna girme uğraşında bir tür Anayasa sayılmaktadır. 

On dokuzuncu yüzyıl anayasaları kralların yetkilerini sınırlayan kurallar içerirler. Tanzimat Fermanı’nın en önemli noktalarından biri herkesin yasalar önünde eşitliği ilkesi olup Osmanlı Devleti’nde yasalar karşısında eşitliği getirerek Politik birliğin kurulmasını amaçlamaktaydı. Bu ilke 1856’da yayınlanan Islahat Fermanı’nda da vurgulanmaktaydı. 1876’da onaylanan Anayasada aşağıdaki ilke yer almıştır: “Osmanlı Devleti’nin bütün vatandaşları din ya da mezheplerine bakılmaksızın Osmanlı sayılırlar.”

Yasalar önünde eşitlik ilkesinin Batı ülkelerindeki gelişmesi ve Osmanlı Devleti’nde uygulanması imparatorluk içinde yaşayan çeşitli etnik grupların Müslümanlarla her bakımdan eşit konuma gelmesini sağlayarak din ve Devlet işlerinin birbirlerinden ayrılması yolunda ilk adımı oluşturmuştur. Bu dönemde  giderek artan sayıda kamu kurumlarının statülerinin İslam hukuku ilkelerinden uzaklaşarak medeni hukuk temellerine doğru kaydığı görülmektedir. Tanzimat Fermanı’nda yer alan ilkeler böylece modern Türkiye’nin anayasal rejiminin temellerini atmış ve laikliğin gerçekleştirilmesini sağlamıştır.

Abdülmecit’ten sonra tahta çıkan Sultan Abdülaziz (1861-1876) döneminde pek çok iç sorunlara ve karışıklıklara karşın batılılaşma eğilimleri giderek güçlenmiştir.

Sözü edilen etki kendisini yazın alanında da göstermektedir. Tarihte “Genç Türkler” olarak bilinen grup bu gelişmenin gerisinde yatar. Namık Kemal, Ziya Paşa, Mustafa Fazıl Paşa ve arkadaşları 1864’te Londra’da “Hürriyet” gazetesini çıkarmaya başlamışlar, gazetenin yazınsal içeriği daha sonra politik bir niteliğe kaymıştır. İlk Anayasanın oluşumu bu eğilimler sonucunda 1876 yılında Mithat Paşanın önderliğinde meydana getirilmiştir. Ancak Sultan Abdülhamit II (1876-1909) Osmanlı-Rus savaşından (1876-1877) yaralanarak Parlamentoyu dağıtmış ve anayasal rejime son vermiştir. Abdülhamit II’nin bu eylemi bir dizi karşıt kuruluşların doğmasına yol açmıştır. Bunlardan biri olan İttihat ve Terakki Cemiyeti en sonunda Sultan Abdülhamit II’nin yeniden anayasal yönetime dönmesini sağlamıştır. İttihat ve Terakki 1908’de bir çoğunluk partisi olarak Parlamentoya girmiştir. Bu dönemde Trablus (1911-1912) ve Balkan (1912-1913) savaşlarında yenilgiye uğrayan Osmanlı Devleti 1914’te İttifak Devletleri yanında Birinci Dünya savaşına girmiştir. 

Osmanlı İmparatorluğu bu savaşta yandaşı olan Devletlerle birlikte uğradığı yenilgi sonucunda 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesine  boyun eğmek zorunda kalmış bulunuyordu.  Anlaşma uyarınca Osmanlı ordusu dağıtılıyor, bütün iletişim ve ulaşım sistemi itilaf devletlerinin kontrolü altına giriyordu. 

Anlaşmaya göre savaşı kazanan devletler ülkenin stratejik gördükleri bölgelerine el koyma yetkisini de almışlar ve bundan yararlanarak 1 Kasım 1918’de ülke topraklarına girmeye başlamışlardı. 

Bu yetkiye dayanarak, Yunanlılar da İzmir’e çıkmışlardı. Bu durumda bir ulusal direnç çabası başlamış, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, ülkenin pek çok yerinde yayılmıştı. Derneğin silahlı kolu olan Kuva-yiı Milliye eylemler düzenleme yoluna girmiştir. 

Direnç çabaları Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasına kadar örgütlenmemiş yerel bir nitelik taşıyordu. Mustafa Kemal’in liderliği altında direnme düzenli bir örgütün kontrolü altına alınmış, Kuva-yı Milliye de düzenli bir orduya dönüştürülerek tam bir bağımsızlık savaşına girişilmiştir. 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulması ile İstanbul dışında bağımsızlık savaşını yönetecek bir parlamento oluşturmuştur. 26 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da Başkumandanlık Savaşı’nda Türk ordusunun  galibiyetiyle 9 Eylül 1922’de İzmir kurtarılmıştır. 1 Kasım 1922’de Sultanlık kaldırılmıştır. Son Osmanlı Sultanı Vahdettin ise bir İngiliz savaş gemisi ile 17 Kasım 1922’de İstanbul’dan ayrılmış, yerine Abdülmecit II halifeliğe getirilmiştir. 

İlginizi Çekebilecek Diğer Linkler:

Osmanlı Dönemi Hakkında ile Benzer Yazılar:

31 Mayıs 2012 Saat : 6:43

Osmanlı Dönemi Hakkında Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

------   İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR ------ ------------------------------------------------------- ------   SPONSOR BAĞLANTI ------