Osmanlı’yı karıştıran iki kadın

Son Güncelleme: 28 Mart 2015 - 7:34 0 Yorum Yazar:

iki kadınWilma Elles ve Alona Kral… Ekranların sevilen dizisi Filinta’nın kadın casusu onlar. Entrikalarla Osmanlı’yı karıştırmaya çalışan güzel oyuncular, dizide tüm hünerlerini sergiliyor; zehirli iğne yapıyor, silah kullanıyor, şarkı söylüyorlar. İkisi de hayatından memnun çünkü yabancı olmaları Türkçeyi şiveli konuşmaları, aksiyon sahnelerini sevmeleri bu rol için avantaj olmuş.

Osmanlı’yı karıştıran iki kadın

İki yabancı kadın, ikisi de güzel, ikisi de hırslı, ikisi de başarılı. TRT’nin sevilen dizisi Filinta’nın ‘kadın ajanları’ onlar. Öyle bir Geçer Zaman Ki adlı yapımla adını duyuran Wilma Elles ile Kaçak dizisinin güzel ajanı Alona Kral, Filinta’da birlikte rol alıyor, türlü entrikalarla Osmanlı’yı karıştırmaya çalışıyor. İki güzel oyuncuyla dizinin İzmit’teki setinde konuştuk. Konu kokoreçe de geldi, Wilma Elles’in hamileliğine de… İşte ayrıntılar.

– Filinta dizisinde Anita adında, Alman bir kadını canlandırıyorsunuz.

Wilma Elles: Anita, Avrupa’nın en ünlü şarkıcısı olarak biliniyor. Alman İmparatoru’nun kızı ve aynı zamanda casus. Daha heyecanlı bir rol düşünülmezdi! Bu rol teklif edilince hemen kabul ettim çünkü senaryo çok iyi. Dizimiz Avrupa’nın ve dünyanın en büyük film platolarından birinde çekiliyor. Dizinin danışmanı Prison Break, Lost, Revenge gibi önemli yapımların yönetmenlerinden Boby Roth. Ne platolar görmüş, o da sete hayran kaldı. Makyözlerimizden biri Lorenzo’nun Yağı, Çarli’nin Melekleri, Jaws 3 gibi birbirinden önemli filmlerin makyajlarını gerçekleştirmiş ABD’li David Forest. Yine bir başka ABD’li olan aksiyon sahnelerinden sorumlu Örümcek Adam’ın aksiyon sihirbazı Dusan Hyska var. Demem o ki Filinta, dünya standartlarının en üst seviyesinde çekiliyor. Ben diziye dahil olmadan önce televizyonda izlediğimde ‘Muhteşem’ demiştim.

– Peki oynayacağınız aklınıza gelmiş miydi?

W.E: Düşündüm, ‘Bu dizi güzel olur’ dedim. Öyle Bir Geçer Zaman Ki’den sonra doğru projeyi bulmak zordu. Ondan sonra benim doğduğum yer Almanya Köln’de geçen Gurbette Aşk projesinde yer aldım. Ardından Kızıl Elma’da oynadım. Heyecanlı bir roldü. Sonrasında birçok senaryo geldi ama herhangi bir dizide oynamak istemedim. O nedenle biraz bekledim. İyi ki beklemişim.

– Siz de ajansınız…

Alona Kral: Anita’nın sağ kolu Vivian’ı oynuyorum. Aslında biz üç kadın ajandık ama birini kaybettik (gülüyor). Zehirlediler. Diziye bir bölüm için konuk oyuncu olarak girmiştim ama kalıcı oldum. Bu büyük bir fırsat.

– Nasıl girdiniz bu diziye?

A.K: Bir önceki projem Kaçak adlı bir diziydi. Orada yaklaşık 30 bölüm boyunca bir ajanı canlandırdım. Bu rol için teklif gelince kabul ettim.

OSMANLI’DA KADIN GÜÇLÜYMÜŞ

– Oyunculuğa ‘ajan’ olarak devam etmek bir handikap değil mi?

A.K: Her zaman farklı bir şeyler yapmak istemişimdir. Tabii ki şu an benzer bir roldeyim fakat bu bir dönem dizisi, her zaman bir dönem dizisinde oynamayı istemiştim.

– Bu rolde pek çok yeteneğinizi de ortaya koyabiliyorsunuz. Mesela siz şarkı söylediniz.

W.E: İlk kez şarkı söyledim. Muhteşem bir şarkıcı değilim çünkü bunun pratiğini yapmadım. İlk kez yaptığım halde beğenildi. Aslında şarkıdan bir-iki cümle göstereceklerdi ama sonra baştan sona diziye konuldu. Demek ki fena değilmiş.

– Zorlandınız mı?

W.E: Tabii ama bir yönetmen bunu talep ettiğinde korkularınız yok oluyor. Ben de öyle çalışıyorum.

– Bir dönem dizisinde oynuyorsunuz, Türkçeyi çok iyi konuşamıyorsunuz. Zorlanıyor musunuz?

W.E: Yeni kelimeler öğrendim çünkü dizide eski Türkçe kullanılıyor. Onun dışında her rol bir meydan okuma. Çok keyif alarak çalıştığım için zorlanmıyorum.

– Türkçe dersi alıyor musunuz?

W.E: Hayır, senaryodan öğreniyorum. Çok da okuyorum. Mesela bu aralar Osmanlı dönemine ilişkin bilgi kitapları okuyorum. Daha çok Osmanlı’daki günlük hayatı anlatan kitaplar… Osmanlı çok ilgimi çekiyor, zaten siyaset okudum üniversitede ve ilgileniyordum.

– Osmanlı’da ne ilginizi çekti?

W.E: Bu kadar büyük bir imparatorluğu nasıl yarattıkları ve bunu 600 yıl nasıl devam ettirdikleri…

– Türk okullarındaki tarih kitaplarında Birinci Dünya Savaşı’nın sonucu için ‘Almanlar yenilince Türkler de yenilmiş sayıldı’ yazıyor. Biliyor musunuz?

W.E: Bilmiyorum. Almanya ve Türkiye hep arkadaşlardı.

– Bu dizi size ne öğretti?

W.E: Osmanlı’da kadınlar gayet güçlüymüş. İkinci planda da değil. Bu dizide güçlü kadın karakterler var. 19’uncu yüzyılda geçiyor, çayı daha yeni içmeye başladık, yemekler yöresel.

– Gelecekte nasıl bir rolde olmak istersiniz?

W.E: Komedide oynadım, dram denedim. Ama daha çok hayalim var. Mesela bu dizinin bir parçası olmaktan dolayı çok mutluyum. Dizi şimdi yurtdışında görücüye çıkıyor. Daha sonraları bir bilimkurgu sinema filminde rol almayı isterim.

A.K: Ben her türlü rolde oynamayı isterim.

Beş çocuk? Neden olmasın hamilelik kolaymış

– Köln Üniversitesi’nde siyaset bilimi okudunuz.

Siyaset Bilimi’nde İslam Bilimi okudum. Başka kültürleri çok merak ediyorum. İslam hem dini hem kültürü kapsıyor. Arapça ve Farsça öğrendim, bölümü birincilikle bitirdim ama şu an tek kelime hatırlamıyorum. Arapça o kadar zor ki… Bu bölüme başladığımda bir gün aklıma gelmedi İstanbul’a ya da İslam ülkesine gideceğim…

– Neden Türkiye’de yaşamayı tercih ettiniz?

Burada kaldım çünkü işler burada devam etti. Mesela ABD’deydim, bir film çektim orada biraz daha kalmayı istiyordum ama bir telefon geldi ve bu diziyle ilgili. İş neredeyse oraya gidiyorum ama burada bir de aşık oldum. En büyük sebep bu.

– Kime?

Kerem Göğüş ile beraberim. Mutluyum. Çok önemli bir sebep.

– Şu an bir bebek bekliyorsunuz. Kaç aylık?

Beşinci ay başladı.

– Hamile olmanız dizide sizi engelleyecek mi?

Çok fitim, çok da iyi hissediyorum kendimi. Karnım şu an belli olmuyor, zaten dizide uzun kıyafetler giyiyorum.

CİNSİYETİNİ BİLMİYORUZ

– Bebeğin cinsiyeti belli mi?

Bakmıyoruz. Sürpriz olsun istiyoruz.

– Anne olmayı istiyor muydunuz?

Çooook. Kerem ile hep konuşuyorduk. İsim bile düşünmüştük. Yine de hamile olduğumu öğrendiğimde sürpriz oldu.

– İsimler belli mi? Türk ismi mi?

Henüz belli değil. Bakalım, başka dillerde kolay telaffuz edilebilecek isim olsun istiyorum.

– Beş çocuklu bir aileden geliyorsunuz. Beş çocuk yapar mısınız?

Olabilir belki. Ben seviyorum. Çok şükür hamilelik kolaymış. Ben daha zor olur diye düşünmüştüm. Herkese tavsiye ediyorum. Hamile olduktan sonra annemle zaten iyi olan bağlantım daha da güçlendi. Her gün telefonda konuşuyoruz. Onun ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladım. Karnımda bir canlı taşımak, onu büyütmek, ona bakmak annemi gözümde kraliçe yaptı. Annem bize hayat verdi, bize o kadar iyi baktı ki, onun peşindeyim.

Kokoreç mi? Bir daha asla yemem!

– Kaç yıldır Türkiye’desiniz?

Alona Kral: 15 yıl oldu. Evliyim, 6.5 ve 2 yaşında iki çocuğum var.

– Rusya’da ne okudunuz?

A.K: Rusya’da üniversitede ekonomi okudum. Sonra İstanbul’da Boğaziçi Üniversitesi’nde ekonomi mastırı yaptım. 10 yıldan fazladır mankenim ve halen devam ediyorum. Son iki yıldır dizilerde rol alıyorum.

– O kadar yıl geçmesine karşın size hala ilginç gelen bir Türk yemeği, geleneği var mı?

A.K: Rus olduğum için örf ve adetleri çok farklı gelmedi. Su gibi içine girdim. Hiçbir şeyi ters gelmedi. Ama kokoreç hiç sevmem, asla yemem.

– Siz yediniz mi?

Wilma Elles: Bir kez yedim. Başka birisi dese yemezdim ama Kerem (Göğüş) bir kez denememi istedi. Bir daha yemek için asla, asla demem ama yemeyi düşünemiyorum.

– Burada sizi şaşırtan bir şey oldu mu?

W.E: Beni şaşırtan şey hiçbir şeyin beni o kadar şaşırtmaması oldu. Bizim aile de böyle. Türk ailesi gibi. Beş çocukları var, geleneksel bir aileyiz.

– Osmanlı dönemini anlatan dizide oynuyorsunuz. Sarayları ya da tarihi mekanları ziyaret ediyor musunuz?

A.K: Sürekli. Bazı Türklerden daha fazla gitmişimdir! Dolmabahçe Sarayı’nda Rus Çarı II. Nikolay’ın hediye ettiği bir ayı postu var. Onu çok beğeniyorum. Topkapı Sarayı’ndaki Hazine Dairesi’ne bayılıyorum. Mesela atların başında zümrüt takılması ne büyük bir zenginlikmiş! Bu zenginliğin yok olmasına da inanamıyorum.

W.E: Mimarlık bile ne kadar ince işçilikliymiş. Şimdi her şeyi düz düz yapıyoruz. Bu dizi Osmanlı’ya farklı bir bakış açısı getiriyor. Tabii o dönemde de fakir insanlar vardı. Mesela dizide genelde harem anlatılır ya bu dizide polisiye, günlük hayat var. Dükkanlar, asilzadeler, yurtdışından gelenler de…

BOĞAZ’DA YÜRÜDÜĞÜMÜZDE 10 BALONDAN SEKİZİNİ SİLAHLA VURABİLİYORUM

– Dizide aksiyon sahneleriniz var mı?

Alona Kral: Bir erkeğinki kadar yok ama entrikalar çeviriyoruz.

Wilma Elles: Yine bir femme fatale rolündeyim!

– Seviyor musunuz öyle karakterleri?

W.E: Seviyorum çünkü her şeyi içeriyor. Hem cilveli hem sert oluyorlar. Tüm duyguları yaşayabileceğiniz karakterleri içinde barındırıyor.

– Yeşilçam sinemasında Neriman Köksal, Suzan Avcı gibi güzel, sarışın kadınlar her filmde femme fatale kadınları canlandırıyorlardı. Ama o dönemde izleyicilerden büyük tepki görürlerdi mesela yolda onlara çantayla saldıranlar vardı. Sizin başınıza öyle bir şey geldi mi?

W.E: İlk başlarda beni uzaktan izliyorlardı, o dönem benim Türk öğretmenim vardı ona ‘Ona asla yardım etme o çok kötü bir kadın’ dediler. Böyle şeyler oldu. Önyargıları artık kırdım diye düşünüyorum ama tam kırmak da istemiyorum çünkü önemli olan rolümdeki inandırıcılığım.

– Bu rolde sizi en çok ne zorladı?

A.K: Aslında bir şey zorlamadı. Sanki bu rol bana göre yazılmış. Yabancıyım, Türkçe konuşurken şivem var, aksiyon sahnelerini seviyorum, silah kullanabiliyorum.

W.E: Zorlayan bir şey varsa bana keyif veriyor. Adrenalin güzel bir şey onu arıyorum. Örneğin şarkı söylemek bana keyif veren bir meydan okuma. Silah kullanmayı ben de biliyorum.

– Nerden biliyorsunuz?

W.E: Kerem (Göğüş) ile Boğaz’da yürüdüğümüzde 10 balondan sekizini vuruyorum. Korkunç bir şey aslında. Kerem şoke oldu! star

Osmanlı’yı karıştıran iki kadın ile Benzer Yazılar:

28 Mart 2015 Saat : 7:34
  DİZİ

Osmanlı’yı karıştıran iki kadın Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

------   İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR ------ ------------------------------------------------------- ------   SPONSOR BAĞLANTI ------