Seksenler dizisinin Fehmi Babası Rasim Öztekin

Son Güncelleme: 26 Mayıs 2014 - 11:57 0 Yorum Yazar:

  • Anasayfa
  • Seksenler dizisinin Fehmi Babası Rasim Öztekin

Rasim Öztekin ileTRT’nin izlenme rekorları kıran dizisi Seksenler’in Fehmi’si Rasim Öztekin’in Beykoz sırtlarındaki muhteşem manzaralı evine konuk olduk. Öztekin, eşi gazeteci Esra Kazancıbaşı Öztekin ile birlikte ağırladı bizi.

Artık aileden biri olan müthiş Alman kurdu Diego Bey de fotoğraf çekiminde katıldı aramıza… Rasim Öztekin’i Seksenler’den aldık 2014’e getirdik. Kah 1980’lerden günümüze, kah günümüzden 1980’lere baktık birlikte. Keyifle okuyacağınızı umduğumuz bir söyleşi çıktı ortaya

> Çoğu iddialı dizinin yeterli izlenme oranlarına erişemediği için 10. bölümünü göremeden yayından kaldırıldığı bir yarış ortamında, Seksenler, sessiz ve derinden giderek izlenme rekorları kırıyor. Bu kadar beğenilmesinin sebebi nedir?
Seksenler, kaybettiğimiz insanî değerleri, samimiyeti hatırlattığı için bu kadar çok sevildi. 1980’ler zaten dönem itibariyle samimi bir dönem. Baktığınız zaman o yıllarda siyasi istikrarsızlık, ekonomik kaos ve terör vardı ama samimiyet de vardı. Her şeye rağmen insanlar birbirlerine güveniyorlardı. Ama şimdi toplum paranoyak oldu. Kimse kimseye güvenmiyor. İlk tanıdığın adam hakkında şunu düşünüyorsun: ‘Ben bundan kazık yer miyim acaba?’. Ama eskiden böyle değildi. ‘Gel canım ciğerim’ diye tanışırdın.
> Daha çok kimler izliyor sizi?
İlginçtir bizi daha çok gençler izliyor. ‘1980’ler ne güzelmiş yahu keşke o dönemde yaşasaydık’ diye mesajlar atıyorlar. O dönemin aşklarını, insanların çekingenliğini hoş buluyorlar. Mesela Ahmet’le Gülden ilişkisinde Ahmet’in bir sezon boyunca?Gülden’e?açılamamasını da hoş buluyorlar. Şimdi tanıştıklarının birinci günü arkadaşlık teklif ediyorlar çiftler birbirlerine.
İnsanlararası ilişkiler ve o dönemde mahalledeki dayanışma insalara hoş geliyor. Böyle bir mahallede yaşamak istiyorlar. Esnafıyla, mahalle sakiniyle herkesin birbiri ile tanıştığı, selamlaştığı, herkesin neredeyse birbirinin derdini bildiği bir ortamda yaşamak istiyorlar. Eskiden doğduğumuz büyüdüğümüz semtte sokağa çıktığımızda herkese selam verirdik. Şimdi öyle bir şey yok.
> İstanbullu musunuz?

Doğma büyüme Nişantaşılıyım. 14 yaşından sonra ailem Kadıköy’e taşındı. Annem babam Kadıköylü’dür. Hayatımın bir dönemi Nişantaşı’nda bir dönemi Caddebostan’da geçti. Benim çocukluğumda mahallede herkes birbirini tanırdı, dertlerini bilirdi. Dedikodusunu yapmadan dertlerini çözmeye çalışırdı. Şimdi insanlar kapı komşusunu tanımıyor.
FEHMİ KARAKTERİ İLE DAYIMI OYNUYORUM
> Seksenler’de tatlı sert bir babayı canlandırıyorsunuz. Dizideki Fehmi ile evdeki Rasim Öztekin arasında bir benzerlik var mı?
Hayır yok. Aslında Fehmi, 1980’lerde etrafımdaki babaların bir toplamı. O tiplemede benim babam da, yan komşu Zeki Amca da, rahmetli dayım da var. Fehmi’nin konuşma tarzı, hareketleri tamamen rahmetli dayımdır. Dayım da öyle konuşurdu. Fehmi 80’lerdeki genel baba portresi. O dönemdeki babaların en belirgin özelliği ailesini koruma içgüdüsüdür. Ortam anarşi ortamı olduğu için çocuklarını güvence altına alma içgüdüsü telaşı vardı.
> Annede de bir sosyal sigortalar takıntısı var.
O zamanlar ciddi bir takıntıydı bu gerçekten. İş bulan herkese ‘sigortalı iş mi?’ diye sorulurdu. O dönemde iki iş garantiliydi. Bir tanesi assubaylık, diğeri devlet memurluğu. Bu iki mesleğe mensup olanlara hemen kız verilirdi.
> Seksenler dizisi tatile giriyor. Bu süreci değerlendirip yeni bir şeyler yapacak mısınız?
Hemen tatil yapmak istiyorum. Sezon boyunca çok yoğun çalıştık. Geçen sene sadece 4 gün tatil yapabilmiştim. Geçen yıl dizi tatile girince “Düğün Dernek” ve “Mandıra Filozofu”nda oynadım. Her ikisi de reddedemeyeceğim çok başarılı senaryolardı. “Mandıra Filozofu” hepimizi şaşırtan bir başarıya ulaştı. Biz onu daha çok festivaller için düşünmüştük. Dünyanın dördüncü önemli festivali olan Şanghay Film Festivali’nde 2014’ün Dikkat Çeken Filmleri kategorisinde 300 film içinden ilk 8’e girdi.
> Tiyatroyu özlemiyor musunuz?

Özlemez olur muyum çok özlüyorum tabii ki. Ancak kalp rahatsızlığım sebebiyle kendimi fazla yormak istemiyorum.
> Kızınız da oyuncu, onun oyunculuğunu nasıl buluyorsunuz?
Pelin, henüz yolun başında. Ancak çok başarılı buluyorum. Bazı insanlarda bir ışık vardır. Sahneye çıktığında, televizyona çıktığında onu fark edersin. Doğal bir şey o, herkeste olmaz. Pelin’de o var mesela. O çok önemli bir şey. Şu ana kadar hep güzel projelerde yer aldı. Oyunculuğu tabii ki gelişecek. Ben bile daha geliştirmeye çalışıyorum. O da geliştirecektir. Ben oyunculuğu kaçak inşaata benzetirim. Kaçak inşaatın temel teli hep dışarıdadır. Her an üzerine bir kat daha yapılmak üzere. Oyunculuk da böyle bir şeydir. Inşaat bitti dediğin anda oyunculuk da bitmiş demektir. Her sene her an bir kat çıkmak lazım oyunculuğun üzerine. Dolasıyısla inşaatı bitirmemek lazım.

Seksenler, yıllar öncesinde kalmış klasik bir Türk ailesinin yaşadıklarını anlatıyor.

Hayatta olmamı eşime borçluyum

Geçtiğimiz yıllarda ağır bir sağlık problemi yaşayan ve kalbine pil takılan Rasim Öztekin, sağlık habercisi olan eşi Esra’nın yönlendirmeleri sayesinde bugün hayatta olduğunu söylüyor.

Rasim Öztekin ve eşi Esra Öztekin’in aşkı da aslında bir film senaryosuna konu olabilecek nitelikte. Aynı okullarda okumuşlar, aynı semtte oturmuşlar ancak yıllar sonra birbirlerini bulmuşlar. Esra Kazancıbaşı Öztekin bu buluşmayı şöyle anlatıyor: “Asılnda Rasim’le aynı liseden mezun olmuşuz. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda birlikte okuduk. O erkek basketbol takımında, ben de kız basketbol takımında oynuyorduk. Ancak samimi değildik. Her ikimiz de ilk evliliklerimizi bitirdikten sonra bir televizyon programında karşılaştık. Ben özel bir televizyon kanalında program yapıyordum. Rasim’le tekrar karşılaşınca sanatçı görüşü almak üzere telefonlarımızı alıp verdik. Sonra görüşmeye başladık. 2002 yılında başlayan ilişkimiz 2005 yılında evlilikle sonuçlandı.” En tecrübeli sağlık habercilerinden biri olan Esra Öztekin, aynı zamanda eşinin sağlık problemlerinin çözümünde de yanında oluyor. Bir sure önce kalp problemi geçirdiğini ve doktorun ameliyat önerdiğini söyleyen Öztekin, “Esra tek görüşle ameliyat olunmaz deyip 7 tane profesöre danıştı. Onlar kesinlikle ameliyat olamayacağımı, ameliyatın beni öldürebileceğini söylediler. Eğer Esra’nın sağlık çevresi bu kadar geniş olmasaydı, belki de ben bugün ölmüş olacaktım” dedi.

Öztekin ailesinin 3. üyesi Diego Bey
Esra ve Rasim Öztekin çifti, Beykoz’daki son derece zevkli döşenmiş, yeşillikler içindeki evlerinde şehrin gürültüsünden uzak sakin bir hayat sürdürüyorlar. Tabii bu arada Diego Bey’i de unutmamak gerekiyor. Çekirdek ailenin üçüncü ferdi olan Diego Bey, 5 yaşında bir Alman kurdu. Evdeki zamanının büyük bir bölümünü Dieogo Bey’le oynayarak geçirdiğini söyleyen Öztekin, “Diego bey önemli bir şahsiyet. Hatta kendine ait bir facebook hesabı bile var. Tabi onun yerine Esra paylaşıyor gönderileri” diyor.

Büyük derbi rekabeti
Rasim ve Esra çiftinin en önemli özelliklerinden biri de iki ezeli rakip olan Galatasaray ve Fenerbahçe’ye gönül vermiş olmaları. Rasim Öztekin GS kongre üyesi, Esra FB kongre üyesi. Bahçe kapılarında GS ve FB tabelaları karşılıyor konukları. Park yerleri ayrı! Fanatik taraftar olan çifte soruyoruz “Kavga çıkmıyor mu?” diye. Rasim Öztekin şöyle cevaplıyor: Biz şu andaki Fenerbahçe Galatasaray rekabetini değil, 1980’lerdeki Fenerbahçe Galatasaray rekabetini yaşıyoruz. Eskiden derbileri statta yan yana seyrederdik. Fakat futbol giderek Türkiye’nin en büyük anarşisi haline dönüştü. 1980’lerde bunlar yoktu. Bu düşmanlık ticari olarak üretildi. Yöneticiler kullanıyor bu durumu; taraftarı ile oynayarak yerlerini daha sağlam tutuyorlar.türkiye

Seksenler dizisinin Fehmi Babası Rasim Öztekin ile Benzer Yazılar:

26 Mayıs 2014 Saat : 11:57
  GENEL

Seksenler dizisinin Fehmi Babası Rasim Öztekin Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

------   İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR ------ ------------------------------------------------------- ------   SPONSOR BAĞLANTI ------