Türkiye’nin stratejik önemi

Son Güncelleme: 26 Mayıs 2012 - 9:48 0 Yorum Yazar:

kütüphane 1KONUMU; Türkiye, resmi adı Türkiye Cumhuriyeti, Asya, Avrupa ,Afrika kıtalarını birbirine bağlayan önemli bir kavşak noktasında kurulmuştur. Asya –Avrupa arasında bir köprü durumundadır.Türkiye topraklarının bir bölümü Avrupa’da, daha büyük bir bölümü Asya’da yer alan bir Akdeniz ve Orta Doğu ülkesidir.Kuzeybatıda Bulgaristan, batıda Yunanistan ve Ege denizi, kuzeyde

Karadeniz, kuzeydoğuda Ermenistan ve Gürcistan, doğuda İran ve Nahçivan, güneydoğuda Irak ve Suriye ile güneyda Akdeniz ile çevrilidir. Stratejik önemi olan 2boğaza (İstanbul ve Çanakkale) sahiptir. Petrol bakımından zengin ülkelere komşudur. Asya Avrupa arasındaki en önemli ticaret ve ulaşım yolları Türkiye’den geçer. Ortalama yükseltisi fazladır ve engebelidir. Bu durum tarım, nüfus, sanayi, ulaşım ve yerleşmeyi etkiler. Türkiye’nin gerçek yüzölçümü 814.578 km2 , izdüşüm yüzölçümü ise 779.452 km2dir. Aradaki fark ülkemizin yüksek ve engebeli olmasından kaynaklanır.

TÜRKIYE’NIN DOĞAL YAPISI YÜZEY ŞEKİLLERİ

Türkiye’nin yüzey şekilleri açısından en belirgin özelliği yüksek bir ülke oluşudur.Ortalama yükseltisi 1.131 m’dir. Bu yükseklik, Asya’nın 1.050 m’yi bulan ortalama yükseltisini bile aşar. Yüksek bir ülke olan Türkiye’de yüzey şekilleri önemli ölçüde çeşitlilik gösterir. Birçoğu birbirine koşut sıralar halinde uzanan dağlar, tek başına yada çizgisel bir diziliş gösteren sönmüş yanardağlar, üstleri yanardağ lavlarıyla yada eski göllere ait torul kayaçlarla kaplı olan vadilerle yayılmış ploto düzlükleri, vadiler boyunca uzanan alivyonlarla kaplı ovalar bu çeşitliliğin başlıca öğleridir.

AKARSULAR VE GÖLLER

Türkiye akarsular ve göller açýsýndan zengin bir ülkedir.Türkiye topraklarından kaynaklana akrsular 6 önmli havzaya ve bazı kapalı havzalara su taşır.Ülkenin akarsularının büyük bir kesimi sularını Karadeniz Havza’sına gönderir. Türkiye’de bulunan akarsuların rejimleri düzensizdir.Yıl içinde akasrulardan geçen su miktarı önmli ölçüde değişiklikler gösterir.Yazlar Türkiye’nin hemen her yerinde akarsuların en yoksul olduğu mevsimdir. Bu dönemde bazı akarsular kurur.Ancak suyu bol olan karst akarsularda kuruma görülmez.Sonbahar yağmurlarının başlamasıyla akarsuların su oranlarında da yükselme görülür. Türkiye de yüzölçümünün yaklaşık 9.000 kilometre karesini kaplayan 200’den çok doğal göl vardır.Bazı bölgelerde kümenlenmiş çok fazla sayıda göle rastlanırken bazı bölgeler göller bakımından yoksuldur.Güneydoğu Anadolu Bölgesi neredeyse gölsüzken Akdeniz Bölgesi (Göller Yöresi) göller bakmından çok zengindir.

TÜRKİYENİN JEOPOLİTİK ÖNEMİ

Türkiye, 185 dünya ülkesi içinde nüfus itibarıyla 16ncı, toprak büyüklüğü itibarıyla 32nci ve ekonomik gücü itibarıyla 16ncı sırada olan bir dünya devletidir. Türkiye, jeopolitik ve jeostratejik mevkii itibarıyla; – Dünyanın en önemli petrol rezervlerine sahip Orta Doğu ve Hazar Havzası, – Önemli deniz ulaştırma yollarının kavşağı durumunda bulunan Akdeniz Havzası, – Tarihte her zaman önemini sürdürmüş olan Karadeniz Havzası ve Türk Boğazları, – SSCB ve Yugoslavyanın dağılması sonucu yapısal değişikliklere uğrayan Balkanlar, – Etnik çatışmalar yanında, zengin tabiî kaynaklara sahip Kafkasya ve bunun daha ötesinde Orta Asyanın oluşturduğu coğrafyanın merkezinde etkili bir konumda bulunmaktadır. Üç kıtayı birbirine bağlayan ve çok önemli bir jeostratejik konuma sahip olan Türkiye, aynı anda bir Avrupa, Asya, Balkan, Kafkas, Ortadoğu, Akdeniz ve Karadeniz ülkesidir. Kısacası Türkiye bir Avrasya ülkesidir. Türkiyenin jeostratejik önemini pekiştiren diğer özellikleri ise; – Demokratik, lâik, sosyal hukuk devletine sahip ve piyasa ekonomisini kabul etmiş bir ülke olarak batı sistemlerini uygulaması ve batının tüm kurumlarıyla bütünleşmeyi benimsemiş olması, – 1990lı yıllardan itibaren büyük değişmelere sahne olan Balkanlar, Ortadoğu, Kafkasya ve Orta Asya ülkeleriyle tarihten gelen kültür birliğine ve gelişen olumlu ilişkilere sahip olması, – Kafkasya ve Orta Asya petrol ve doğal gazının batıya ulaştırılması için belirlenen güzergâhlardan birini ve en önemlisini ihtiva etmesi, – BM ve NATOnun barışı koruma, bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik girişimlerine iştirakleri ve bazılarında üstlendiği öncü rol ile Avrupa Güvenlik Mimarîsi üzerinde tartışılmaz bir ağırlığa sahip olmasıdır.

İKLİMİ

Türkiye bulunduğu konumdan dolayı kışın kutuplardan gelen soğuk hava kütlelerinin , yazın da tropikal kuşaktan gelen sıcak hava kütlelerinin etkisindedir. Ayrıca güneş ışınlarının düşme açısında yıl boyunca büyük farklar vardır. Bunun sonucu olarak yıllık sıcaklık farkı da fazladır. Yer şekilleri bakımından yurdumuzun kuzeyinde ve güneyinde dağlar kıyıya paralel uzandığından kıyı ile iç kesim arasında buralarda iklim farklılığı fazladır. Ege bölgesinde ise dağlar kıyıya dik uzandığından farklılık azdır. Yükseltinin etkisiyle sıcaklık Türkiye’de batıdan doğuya doğru azalır.   Yine yer şekillerinin etkisinden dolayı dağlarımızın güneye bakan yamaçları bütün yıl kuzey yamaçlarına göre daha sıcaktır. Türkiye’de aynı tarihlerde farklı mevsim özellikleri yaşanabilmektedir. Bunun sebebi; yer şekillerinin çeşitlilik göstermesidir. Denize göre konumuna göre kıyı bölgelerinde nem fazla olduğunda buralarda kışlar ılık , yağışlar fazla ve sıcaklık farkları azdır. Rüzgarların esme yönüne göreTürkiye’ye kuzeyden gelen rüzgarlar sıcaklığı düşürürken, güneyden gelenler sıcaklığı artırır (enlem etkisinden dolayı) Türkiye etrafında oluşan basınç merkezleri de rüzgar ve yağış rejimi üzerinde etkili olmaktadır. Yaz mevsiminde Atlas Okyanusu üzerinde oluşup genişleyen yüksek basınç ve Basra Körfezi üzerinde oluşan alçak basınç etkisi altına giren ülkede, yüksek basınç etkisinde iken sıcaklıklar düşmekte, alçak basınç etkisinde iken aşırı sıcaklıklar oluşmaktadır. Kış mevsiminde ise, kuzeyden gelen soğuk hava, Akdeniz üzerinden gelen ılık ve nemli havanın etkisine girmektedir. Bu iki hava kütlesinin karşılaşması ile cepheler oluşmakta ve kıyılarda çoğunlukla yağmur, Trakya, iç ve yüksek kesimlerde kar yağışına neden olmaktadır.

NÜFUS

Türkiye’de ilk nüfus sayımı1927 yılında yapılmıştır. İkincisi 1935 yılında, daha sonra her 5 yılda bir nüfus sayımları yapılmıştır. 1990 dan sonra alınan kararla her 10 yılda bir sayım yapılacaktı. Ancak 1997 yılında seçmen yaşının düşürülmesinden dolayı tekrar sayım yapıldı. Son yapılan 2000Genel Nüfus sayımına göre nüfusumuz 67.803.927 olmuştur.Nüfusu en fazla olan bölgemiz Marmara, en az olan bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesidir (1997).

DİL

Ana Dili Türkçe’dir. Halkın %90’ı Türkçe konuşur. Yaklaşık %10’u ise başka bir dil, özellikle Kürtçe ve Arabça konuşur.

DİN

Dini İslamdır. Bunun da yaklaşık 4/5’i sünni ve geri kalanının çoğunluğu ise güneydoğuda yaşayan şiilerdir.Hiristiyan nüfus % 0.2’den az olup Yahudi, Rum, Ermeni nufusu çoğunlukla İstanbul’da yaşamaktadır.

YERLEŞME

Nemli iklim bölgelerinde genellikle ahşap evler, kurak iklim bölgelerinde ise toprak ve kerpiç evler vardır.örnek ; Karadeniz Bölgesinde ahşap ,İç Anadolu, Doğu Anadolu ve G.Doğu Anadolu Bölgelerinde kerpiç evler hakimdir. Göçebe hayatı sürdürenlerde  konut  genelde çadırdır.  Ekonomik olarak gelişmişlik arttıkça betonarme yapılar artmaktadır.

TARIM

Topraklarımızdan faydalanma oranı daha çok iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlıdır. Ülkemizde yüksek dağlık kesimler geniş alan kaplar. Dik yamaçlar çoktur. Buralarda topraktan faydalanma çok kısıtlıdır. Buna göre ülkemiz arazisinin  % 36 ‘sı ekili-dikili alan, % 32’si çayır ve otlak,  % 26 ‘sı orman ve % 6’sı diğer alanlar (yerleşim birimleri , tarıma elverişsiz çıplak kayalıklar gibi) dır. Bölge Yüzölçümüne Göre Ekili Dikili Alanların Oranları: Marmara Bölgesi: %30,  İç Anadolu Bölgesi: %27, Ege Bölgesi: %24, G.Doğu Anadolu Bölgesi: %20, Akdeniz Bölgesi: %18,  Karadeniz Bölgesi: %16, Doğu Anadolu Bölgesi: %10

TARIM ÜRÜNLERİ

Tarım ürünleri olarak buğday, arpa, mısır, pirinç, çavdar, nohut, mercimek, fasülye, tütün, şeker pancarı, pamuk, çay, haşhaş, keten-kenevir, ay çiçeği, zeytin, soya fasülyesi, yer fıstığı, susam, üzüm, elma, incir, fındık, antep fıstığı, portakal , mandalina, limon , greyfurt, turunç, muz, kayısı, badem, sebzecilik, patates, soğan, sarımsak sayılabilir. İthal ettiğimiz tarım ürünleri pirinç, kahve , kakao, muz, kivi, ananas, hindistan cevizi, hurmadır.Önemli ihracat ürünlerimiz ise fındık, Antep fıstığı, pamuk , tütün, k.üzüm, k.incir, k.kayısı, haşhaşdır.

HAYVANCILIK

Hayvancılık alanındaki faaliyetler arasında büyükbaş hayvancılık [Sığır(inek, manda) at, eşek, katır, deve], küçükbaş hayvancılık [koyun (kıvırcık, Dağlıç, Karaman, Sakız ve Merinos)], kıl keçisi, tiftik (Ankara) keçisi , kümes hayancılığı ( tavuk , horoz, hindi, kaz, ördek,devekuşu), arıcılık, ipek böcekçiliği, balıkçılık sayılabilir. Türkiye’de Balık Üretiminin Denizlere Göre Dağılışı: Karadeniz % 67, Ege Denizi % 13, Marmara Denizi % 11, Akdeniz % 9’dur.

ORMANCILIK

Türkiye topraklarının %26 oranındaki bölümü orman rejimi altındadır. İyi vasıflı, verimli ormanların kapladığı alan yalnızca %13 gibi çok düşük bir miktarı oluşturmaktadır. Ülkede kişi başına düşen verimli orman alanı ise 0.14 hektardır. Türkiye’de ormanların dağılışında en fazla yağış miktarı etkilidir. Yağışların fazla olduğu kıyı bölgeler orman bakımından da zengindir.  Doğu Karadeniz kıyıları hariç tahrip edilen ormanların kendini yenilemesi yurdumuzun bir çok yerinde zordur. Ormanlarımızın Coğrafi Bölgelere Göre Dağılış Oranları ise Karadeniz Bölgesi %25, Akdeniz Bölgesi %24, Ege Bölgesi % 17, Marmara Bölgesi %13, Doğu Anadolu Bölgesi  %11, İç Anadolu Bölgesi %7, G.Doğu Anadolu Bölgesi %3’dür. Ülkede ormancılık sektöründe kamu ve özel kesim olarak yılda ortalama 29 milyon metreküp dolayında odun imalatı yapılmaktadır. Bunun yaklaşık % 68’i yakacak odun olarak kullanılmaktadır. Yurtiçi arz açığının kapatılması için 1985 yılından bu yana her yıl önemli miktarlarda odun ithalatı yapılmaktadır.

Türkiye’deki orman ekosistemleri 8 bölgeye ayrılır ve bunlar 3 büyük bitki kuşağını oluşturur:

1. Avrupa-Sibirya bölgesi: Kuzey Anadolu, Marmara ve Trakya’nın bir kısmını kapsar. Ordu’nun batısı Euxin doğusu ise Colchis olarak adlandırılır  ve 3 ayrı kuşağı vardır:
A. Meşe-Gürgen-Kayın kuşağı: Karadeniz kıyıları, Istranca Dağları, Kazdağı, Uludağ yöresini kapsar ve meşe, kayın, gürgen, kestane, akçağaç, kızılağaç başlıca ağaçlarıdır.
B. Kayın-Göknar kuşağı; bölgenin 1000 ila 1900m yüksekliklerini kapsar. Başlıca ağaçları; Karadeniz Göknarı, Uludağ Göknarı, Kazdağı Göknarı, Doğu Ladini, sarıçam, karaçam, kızılağaç, şimşir, gürgen, ve akçaağaçtır.
C. Ladin ve Çam kuşağı; bölgenin yüksek kısımlarındaki bölgedir. Doğu ladini, sarıçam, akçaağaç ve kayın başlıca ağaçlarıdır. Akdeniz Bölgesi; Trakyanın güneyi, Gelibolu Yarımadası, Batı ve Güney Anadolu’nun kıyı kesimleri ve Amanos Dağlarını kapsar. 400-700m yüksekliklerde; kızılçam, fıstıkçamı, ardıç, meşe ve maki türleri başlıca ağaçlarıdır.1300m yüksekliğe kadar çıkan kızılçam en yaygın türdür. Daha yükseklerde sedir ve Toros Göknarı hakimdir. İç kesimlerde karaçam ve halepçamı yaygındır. İç kesimlerde ise Anadolu Karaçamı yaygındır.
2. İran-Turan Bölgesi: Gümüşhane, bayburt, Antitoroslar ve güneyinde kalan alanları kapsar. Ardıç ve meşe dominant ağaç türüdür. Akçaağaç ve huş diğer yaygın ağaçlardır.
Türkiye yüzeyinin % 26’sı yani 20.2 milyon hektar orman alanıdır. Bu alanın %56’sı bozuk ve verimsiz ormandır. Verimli ormanlar sadece % 14’tür. İsveç ve Finlandiyadan sonra Avrupa’da en çok ormana sahip ülkedir. Ormanların % 30’u çam türlerinden, %0.9’u göknar, %0.7’si ladin, %22’si meşe, %3.3’ü kayın, %5.5’i karışik iğne yapraklı, %18’i karışık geniş yapraklı, ve %4.5’i ibre ve geniş yapraklı ormanlardan oluşur.

Ağaçlarımız

İğne yapraklılar (Açık Tohumlular-Yaprağını Dökmeyen) Her iğne yapraklı ağaç çam değildir. Çamlarda ibreler kısa sürgünlerin üzerinde ikişer ikişer  bulunurlar.
Çamlar

Yaklaşık 80 türü olan çamların yurdumuzda yetişen bazı türleri:
1. Karaçam: Yaygın bir türdür ve ibreleri en uzun olan çam cinsidir. İbrelerin rengi koyu yeşilve kabuğuda çatlaktır. Gövdesi koyu renkte ve dümdüzdür. Kozalaklarının uç kısımlarında dikenimsi bir çıkıntı vardır.Yumurtamsı kozalakları çok küçük bir sapla sürgüne bağlanır.
2. Kızılçam: En açık renkli çamdır. Türkiyedeki en yaygın çam türüdür. Tepesi şemsiye gibi ve gövdeside yamuktur. Üst kısımları kırmızımsıdır. Akdeniz bölgesinde çok yaygındır. 15-20 metre boyunda ve kalın dallıdır. Kozaelakları 7-8 yıl dökülmediğinden tepesinde her zaman bir sürü kozalağı vardır. Kozalaklar dallara sapsız olarak bağlanır.
3. Sarıçam: 20-40 metreye kadar boylanabilen narin ve silindirik gövdeli sivri tepeli ve ince dallı bir ağaçtır. Tepe kısmına doğru gövdesi sarı renktedir. Kozalakları saplı ve aşağıya sarkıktır.
4. Diğer Çam Türleri: Fıstık Çamı, Ebe Çamı, Ehrami Çamı, Halep Çamı …
Sedirler
Sedirlerde kısa sürgünler üzerinde 15-30 adet ibre birarada bulunur. Işıklı ortamları severler. Çam ile hiçbir ilgisi yoktur.
1. Atlas Sediri: 30-40 metre boylanabilen bu ağaç Küçük kozalaklıdır. Tepe sürgünü diktir. Yan dalları yatay uzanmaz ve genç sürgünleri tüylüdür.
2. Himalaya Sediri: Sedirler arasında ibreleri en uzun olanı ( 2.5-5cm.) ve kazalakları en büyük olanıdır. Tepe sürgünleri aşağıya sarkıktır. Yaprakları koyu yeşildir.
3.    Toros Sediri: Dolgun gövdeli kalın dallı ve görkemli bir ağaçtır. Gençken piramit tepeli bu ağaç yaşlanınça tepesi yayvanlaşır.Yan dalları gövde ile 90 derecelik açı yapar. Sert, batıcı ve sivri uçlu ibreleri1.5 ila 3.5 cm uzunluğunda ve genelde koyu yeşildir. Kozalakları fıçı veya yumurta biçimindedir.
Göknarlar
İbreler sürgünlerde tek tek ve sarmal olarak dizilirler.İbreleri yassıdır ve altını çevirdiginizde iki beyaz çizgisi vardır. Kozalaklar havaya doğru dik durur.
1. Uludağ Göknarı: Türkiye’ye özgü bu ağaç kabuğu kül grisi renginde ve pürüzsüzdür.İlerki yaşlarda çatlaklı ve pullu olur 30-40 metre boylanabilen bu ağacın ibreleri yassı ve altında iki beyaz çizgisi vardır.
2. Toros Göknarı: Genç ağaçlarda kabuğu gri renkte ve pürüzsüzdür ilerki yaşlarda kabuk pullaşır. Kozalağı en büyük olan sedirdir. ve uzun ince bir kozalağı vardır. Akdeniz bölgesinde yetişir.
3. Doğu Karadeniz Göknarı: 40-50 metre boylanabilen ve piramidal gelişen ve sık dallanma yapan gri gövdeli bir ağaçtır. Alt dalları yanlara uzanır ve hafif aşağıya bakar. İbrelerinin altında iki beyaz çizgi vardır. Kırmızı-kahverengi kozalakları vardır. Nemli yerleri tercih eder.
Ladinler
İbreleri dört köşelidir ve parmaklarınız arasında yuvarlayabilirsiniz. Gölgeye dayanıklı ve yağışı seven ağaçlardır.
1. Doğu Ladini: Sivri bir tepeye, dolgun ve düzgün bir gövdeye sahip olan 40-45 metre boya sahip ağaçtır. Kabuk genç ağaçlarda açık renkte ve düzgündür. Yaşlı gövdelerde koyu ve çatlaklıdır. Dallar butün gövdeyi kapatır. İbreleri sivri değildir ve 3-11 mm boyundadır. Kiremit rengindeki kozalakları oval ve silindirik yapıdadır. Doğu Karadeniz bölgesinde yayılış gösterir. Mavi Ladin ve Avrupa Ladini diğer türlerdir.
Geniş Yapraklılar ( Kapalı Tohumlular-Yaprağını Döken)
1. Kayın: 30-40 metreye kadar boylanabilen gri renkte pürüzsüz kabuğu olan bir ağaçtır. Hafif tüylü düzgün ve uca doğru elipsli bir yaprağı vardır.Gövdesi düz ve pürüzsüzdür. Dağların kuzey yamaçlarında orta ve yüksek kesimlerde yetişir. Az ışık ve bol yağış ister.
2. Gürgen: 25 metreye kadar boylanabilen gövdesi oluklu açık gri gövde kabuğu ince , düzgün ve pürüzsüzdür. Yaprakları tırtıklıdır. Çiçekleri yaprağın altında ve kelebek gibidir. Gövdesinde dik yarıklar vardır. Gölgeyi sever ve kayınlarla karışık orman oluştururlar.
3. Çınar: İki türü vardır Doğu ve Batı Çınarı. Doğu çınarı çok kalın ve kısa bir gövde üzerinden yukarı ve yanlara doğru sarkık ince uzun dalları olan ulu bir ağaçtır. Gövdesi kahverengi ve tırtıklıdır. Meyveleri uzun bir sap ucundan 3 ila 6 tanadir. Batı çınarının gövdesi gri renkte ve pürüzsüzdür.
4. Meşe: Çok çeşitli türleri olan meşeler ekonomik yönden en avantajlı ağaçlardır. Boyları 15 ila 30 metreye ulaşabilir. Genelde palamutlarıyla tanınırlar. Tüm türkiyede yayılış gösterirler.
5. Kestane: Geniş ve dağınık tepeli, 30 metreye kadar boylanabilen bir ağaçtır. Tohumları mahmuz biçimindedir. Geniş yapraklı ağaçlarla karışık orman oluştururlar.
6. Ceviz: 25-30 metreye kadar boylanabilen geniş tepeli bir ağaçtır. Gövde kabuğu gümüşi gri parlak ve çatlaksızdır. Tomurcukları pullu ve sapsızdır. Yeşil çıplak ve küre biçiminde meyveleri vardır.
7. Kızılağaç: Boyu 20 metreye kadar ulaşabilen düzgün gövdeli bir ağaç. Düzgün ve parlak kabuğu ilerki yaşlarda çatlaklı ve koyu gri olur. Rutubetli alanlarda dere kenerlarında çok sık rastlanır.

Orman ürünleri asıl ve tali orman ürünleri olarak 2’e ayrılır. Asıl orman ürünleri tomruk , tel ve maden direği ,sanayi  ve kağıtlık odun, lif- yonga odunu, yakacak odun olup tali orman ürünleri arasında ise reçine, çıra, sığla yağı, defne, şimşir, kök odunu, kekik, ada çayı, çam fıstığı, her çeşit bitki soğanı, mantarlar, kozalak sayılablir.

MADENCİLİK

Türkiye maden yatakları, çeşitlilik ve rezervleri bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Maden yatakları açısından birçok madende dünyanın en büyük rezervlerine sahiptir. Krom, mermer, trona ve manyezit gibi rezervlerin yanında dünya bor rezervlerinin üçte ikisi Türkiye’de bulunmaktadır.

Dünya madenciliğinde Türkiye’nin payıaşağıdaki gibidir:

Maden Cinsi    Dünyadaki Payı (%)

Altın                  0,42

Antimuan          2,26

Bakır                 0,37

Barit                 7,00

Boksit               0,17

Bor                   36

Civa                  1,59

Çinko                0,69

Demir                0,07

Diatomit           2,21

Feldspat         23,93

Florit                 0,49

Gümüş              1,44

Krom                 0,40

Kurşun              0,72

Kükürt               0,01

Linyit                1,52

Manyezit          1,47

Manganez         0,03

Sodyum Sülfat 0,29

Stronsiyum      1,75

Talk                  0,04

Taş Kömürü      0,22

Toryum             0,07

Trona                0,32

Tungsten         1,11

Taşkömürü
Batı Karadeniz’deki Zonguldak-Ereğli havzasında bol miktarda bulunan taşkömürü, 1937 yılında devletleştirilmiş ve kalori değeri yüksek olduğu için uzun yıllar evlerde yakacak olarak kullanılmıştır. Daha sonra alınan bir kararla sadece sanayide kullanılmaya başlanmıştır. Taşkömürü rezervi 1.1 milyar tondur. Bunun yaklaşık %82’si kok kömürü elde edilebilecek  özelliktedir. Yıllık ortalama 2.5 milyon tondan fazla taşkömürü üretilmektedir.

Linyit
Türkiye’nin hemen her bölgesinde linyit yataklarına rastlanmaktadır. Bilinen linyit yataklarının en önemlilerini Afşin-Elbistan, Muğla, Soma, Tunçbilek, Seyitömer, Beypazarı ve Sivas havzaları oluşturmaktadır. Ülkenin toplam linyit rezervleri 8.4 milyar tondur.Yıllık linyit üretimi 60-65 milyon ton civarındadır. Ülke linyit rezervleri bakımından dünyada yedinci ve üretim sıralamasında ise altıncı durumdadır. Linyit madenciliğinin ekonomiye katkısı esas itibariyle enerji üretimi alanında olmaktadır.

Petrol

Ham petrol ise Türkiye’de ilk defa 1940 yılında Güneydoğu Anadolu’da Raman Dağı eteklerinde bulunmuştur. Daha sonraki yıllarda yeni petrol kuyuları açılmış ve ham petrol üretimi 1980 yılında 2 milyon 370 bin ton olmuştur. 1991-1993 yılları arasında yıllık bazda 4 milyon metrik tonu geçen ham petrol üretimi, 1998 yılında 3 milyon 224 bin metrik ton olarak gerçekleşmiştir. Ham petrol üretiminde sağlanan artışlar, büyük ölçüde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tarafından gerçekleştirilen çalışmaların sonucunda sağlanmıştır. Ayrıca yurtdışında petrol arama ve üretimine yönelik girişimlerde de bulunulmaktadır. Bu kapsamda Mısır ve Kazakistan’da ortak arama sonucu tespit edilen sahalarda, sınırlı da olsa, petrol üretimi çalışmaları sürdürülmektedir.

Demir Cevheri
Ağır sanayinin en önemli hammaddesi olan demir cevheri, başta İç Anadolu’da Sivas ve Kayseri illeri olmak üzere, ülkenin çeşitli yörelerinde çıkarılmaktadır. Yıllık üretim 6 milyon tonun üzerindedir.

Mermer

5.2 milyar metreküp mermer rezervine sahip olan ülkede, mermer sektöründe entegre üretim yapan tesislerin artmasıyla işlenmiş mamul üretiminde büyük artışlar sağlanmıştır. Nitekim madencilik sektöründe mermer ve sert taş ihracatı ilk sırayı almaktadır. Ülkenin toplam doğal taş ihracatı ise 1998 yılında 128.52 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

Krom

40 milyon ton krom rezervi bulunan ülkede üretilen kromun büyük bir bölümü hammadde, bir miktarı da ferrokrom olarak ihraç edilmektedir.

Trona

Dünyanın en büyük ikinci trona yatağı 1979 yılında Ankara Beypazarı’nda tesbit edilmiştir. 240 milyon tonluk bu kaynağın ekonomiye kazandırılması için çalışmalar devam etmektedir.

İlginizi Çekebilecek Diğer Linkler:

Türkiye’nin stratejik önemi ile Benzer Yazılar:

26 Mayıs 2012 Saat : 9:48
  GENEL

Türkiye’nin stratejik önemi Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

------   İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR ------ ------------------------------------------------------- ------   SPONSOR BAĞLANTI ------